Hakan Tuna

Screenshot 2020-08-06 at 03.24.40 For English Click

Hakan Tuna Londra - İngiltere'de doğdu büyüdü. 12-13 yaşında fark etti ki her duyduğu melodiyi kimse ona göstermeden kulaktan piyanoda çıkarır ve çalabildirdi, imaj ne kadar gitar gösterse piyano onu seçmişti, ve bu yolda devam etti, ama amacı hiç bir zaman piyanist olmak değildi ve yürüdüğü yol daha fazla şarkı yazarı/besteci olarak oldu, ve kullandığı silah piyanosu/klavyesi oldu.

Şarkıların çoğu kendi söz ve müziği oluyor, nadir olarak cover şarkılar var, ama her zaman Hakan Tuna tadında oluyor, tüm düzenlemeler ve prodüksiyonu kendi yapıyor, 2015 de verdiği bir TRT röportajda dedi ki 'Genelde kendim yazıyorum, her zaman düzenlemeler 100% benim oluyor, bunun nedenini sorarsanız dışardan başkasını getirsem Hakan Tuna müziği olmaz o zaman, Hakan Tuna müziği olması için Hakan Tuna yapması gerekir, belki başkası daha güzel yapabilir ama o zaman Hakan Tuna müziği olmaz, ve benim amacım her zaman kendim olmaktır'.

1989-1991 yıllar arası Tyrade adlı bir İngiliz grupla Klavye çaldı, Londra barlarda konserler verdiler, 3 şarkılık birde kaset yaptılar.

DEMO1991
1992 yılında Natural Life adında grupla 9 aylık turneye çıktı, bu dönemden bir kaç tane mühim konserlerden söz etmek istiyoruz. 2 kez meşhur Marquee club da konser verdiler, 1 defa headline olarak, ikinci kez de müzik yarışması, bu konser canlı olarak LBC Londra radyosunda yayınlandı. Yarışmada ikinci olarak derece aldılar. Avrupanın en büyük müzik festivali olan Glastonbury müzik festivalinde NME sahnesinde 22 bin kişiye konser verdiler, bu konser canlı yayın olarak ingiltere de kanal 4 televizyonunda yayınlandı.Yine ayni yıl Reading festivalinde sahne aldılar ve 15 bin kişiye konser verdiler. “Biz o zamanlar sürekli konser veriyorduk, Natural Life ben katılmadan önce bir albüm yapmışlardı, ben katıldığımda hadi yeni bişeyler yapalım yeni albüm hazırlayalım dedik, ve bir sürü yeni besteler yaptık beraber. Ara da sırada bu yeni şarkılarımızı konserlerde çalıyorduk dinleyici tepkisini almak için, Reading ve Glastonbury festivallerinde gördük ki bu yeni şarkıları çalarken seyircinin büyük bir bölümü sözlerle bize eşlik ediyorlardı, bu çok mühim birşeydi bizim için çünkü bu şarkıları arada sırada konserlerde çalıyorduk sadece, hiç kayıt etmemiştik ve önümüzdeki konsere gelenler sözleri bile ezberlemişti, bu bize çok moral verdi, ama plak şirketle problemlerimiz vardi, ve bize yeni album yapmıyordular, bizim son single listelere bile girmişti, büyük plak şirketlerle iş yapmama dersini ben o zaman öğrendim, natural life dan kendi isteyimle ayrılıdım, çocuklar 6 Ay daha direndiler ama sonunda grup dağıldı, çok güzel şeyler yapmıştık beraber. Ben İngilizce albüm yaptığımda Natural Life la beraber bestelediğimiz şarkıları mutlaka o albümde kullacağım, çok güzel şeyler yapmıştık çünkü”

1993-1995 yıllar arasında bestlerle denemelerle geçen yıllar oldu. Eylül 1995 ilk kez Unkapanıya gider ve şok olur. “Kendimi Pakistanda yada başka üçüncü dünya memleketinde zannettim, burası Türkiye'nin müzik endüstrinin kalbi ve orada gözümün önünde Unkapanı ortasında zincirlerle bağlı dana vardı, bir yandan çalışanlar ağır kolileri sırtlarında taşıyordular, diğer yanda köşede kahve içer tavla oynayanlar vs, burada müzik yoktu, burası kahve gibi bir yer ve herkes doğaldır gibi işlerini yapıyordular, ben burada nasıl iş yaparım diye düşündüm”

DEMO1995
1996 da Türkiye yeniden geldim, elimde 8 şarkılık demo kasetimle, Prestij müzik bana albüm yapma teklifi verdi bende deli gibi kabul ettim, tam esirlik bir sözleşme, hemde 5 yıllık 5 albümlük, ben o sözleşmeyi bulup siteye koyacağım, tam kölelik bişey, beni oraya Haluk Levent getirdi, o da benim demoyu duyunca hotel telefonunda arayıp buldu beni ve prestije gittik beraber, her şey güzel normal görünüyor, ama burası Türkiye hiç bir şey göründüğü gibi normal değil, albüm yapacağız abi vs palavralar, sözleşmeyi yaptık, ve imzayı attığım anda herkes kayboldu, Ingiltere'den istediğim kadar mesaj at faks gönder dönen cevap veren yok, Haluk Levent de kayboldu o da cevap vermiyor, bende başka şirkete gidemiyordum 5 yıl, zaten ben düşünüyorum ki bana sözleşme album yapmamam için verildi, onların başka rock müzik yapan müzisyenleri vardı, bende belki onlara rakip olurum diye belki bana yaklaştılar. 2 buçuk yılım gitti ben o sözeleşmeyi iptal edebildiğim güne kadar, nasıl iptal ettim? Prestij müziğin avukatına faks gönderdim, bana albüm yapmamak için sözleşme verdiğinizi bilirim dedim, onlar da sözleşmeyi iptal ederiz dediler ama bir şartla, bizi mahkemeye vermiyeceksin diye bize imza atacaksın, bende öyle yapıp prestij müzik kabusundan öyle kurtuldum, zaten onlara albüm yapmak zor olacaktı, adamların kafa yapısı ve benimki bambaşka, Haluk Levente uyar ama bana uymaz.

O sözleşmeyi imzalamadan önce bir sürü şirketle konuştum, hatta bana Şahin Özer dedi ki “Senin ne işin var burada, sen İngiltere ye dön rahat hayatına orada devam et” yaw sen nereden bilirsin benim hayatım rahat mı nedir, ayrıca sana ne? Senin işin plak şirket, 2000 yılında yine demo götürdüm, yine ayni şeyi dedi”

Raks bana dedi ki bu albüm çok satsa bile çıkartmayız, O dönem çok şey yaşadım bunların elinden ve o yüzden Unkapanı öldü diye hiç üzülmüyorum.

1996-2000 da götürdüğü demolarda neler vardı neler?
Eskişehir kızı, Karanlıklar İçinde, Sensiz, Aramızda Kan Bağı Var, Mistri Jah, Beni Çağıran Beklemez vs vs
1997-2000 yıllar arasında Hollywood filimlerde ve ingilterede yapılan filim ve dizilerde figüranlık yaptı.

CD2000
2000 yılında dört şarkılık demo yapıp yine Unkapani yollarına düştü, ama bu kez önüne verilen her teklife evet demedi.

O dönem Halit Bütünley bana menajerlik teklifi etti, bir kaç kez görüştük, bir keresinde evine gittim (Bahçeşehir'de) seni çok büyük yaparım dedi, ama 80% istedi hemde her bokuma karışacaktı, ne giyerim ne içerim kimle görüşürüm, müziğe de karışacaktı, şartları bu, çok ağır, sözleşme on yıllık olacaktı, sen beni dinle seni çok büyük yaparım dedi, ben her sabah kendimi aynada gördüğüm için beni büyük yapması çok zor olacağını bilirim ama yapacağım demişti, ama ben hayır küçük kalayım dedim ve teklifi böylece kabul etmedim, sanki büyük olmak o kadar mühimmiş, bence küçük kalmak ama gerçek olmak kendin olmak çok daha güzel, ama bunu anlayan çok az kişi var, ben anladım ki bu iş böyle olmayacak, ben albüm yapacaksam kendim yapacağım, hemde hiç kimse böylece müziğe karışamıyor”. (Benim hiç bir zaman meşhur olmak gibi amacım de yoktu, hala de yoktur) Bu arada eklemek isterim ki Halis Bütünley çok az tanıdığım halde (toplam belki 3 defa görüştük) sevmiştim ve onun hakkında kötü bir fikrim yoktur, tatlı ayrıldık ve ölümünü duyunca çok üzülmüştüm.

2000-2001 yıllar arasında kayıt edildi Karanlıkta Güneş, hemde 100% kendi imkanlarımızla, albüm bitti 2001 ortasında, yine yolumuz Unkapanıya düştü ama abuk sabuk teklifler bir yana albümü çıkaracak cesur bir yapımcı bulamadık, hazır iş ama kimse istemiyor. Bende yeter artık çıkartmam dedim evime dönüm, albüm olayını unuttum ve kayıtlar öylece kaldı. O arada Ocak 2003'de baba oldum, bana ne albüm, canım kızım doğdu ve ben uçuyorum, hayat harika.

Sonra birden Gökhan Aya arıyor (Bir Erkin Koray Kitapı - Bir Cem Karaca Kitapı yazarı) abi plak şirket kurduk senin albüm bizim ikinci projemiz olmasını isteriz (ilk albümleri 21 Peron), sadece albümü çıkartmak değil yeniden stüdyo ya girdik (2003 Ekim - Kasım gibi yanlış hatırlamıyorsam) beğenmediğim bölümleri yeniden kayıt ettik ve bir şarkıyı sıfırdan yeniden kayıt ettik (Sensiz). İlk önce Gökhan Aya teşekkür etmek isterim beni Arkaplan getirdiği için, ayrıca Arkaplana teşekkür etmek isterim, hepinizi çok seviyorum benim için kapıları açtınız, demek ki dünya da güzel insanlar da varmış (Gökhan Aya, Cem Şeftalicioğlu, Aşkım Samuray, Özgür Dalak).

Ve nihayet albüm Nisan 2004'de piyasaya çıktı. “Daha iyisini yapabilirdim diye düşünüyorum, ama elimde olan imkanlarla en iyisini yaptığıma inanıyorum, belki canlı olarak konserlerde şarkılara daha fazla hak ettikleri performansı yaşatabiliriz, belki o zaman mutlu olurum, belki olmam”

Ve tabii ki bu ilk albüm'den sonra çok şeyler yaşadık, ama onlar da başka zaman için, sizleri sıkmak istemiyorum, bir gün belki gerisini yazarız bilmek isteyen olursa.